TZOB 2022 beklentilerini açıkladı

AKADEMİK PERSONEL ALINACAK

AKADEMİK PERSONEL ALINACAK

SATILIK KONUTLAR

SATILIK KONUTLAR

Haber
10 Ocak 2022 - Pazartesi 09:08 Bu haber 536 kez okundu
 
TZOB 2022 beklentilerini açıkladı
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, görüntülü basın açıklamasında tarım sektörünün 2021 yılını değerlendirdi 2022 yılı beklentilerini açıkladı.
Ekonomi Haberi
TZOB 2022 beklentilerini açıkladı

 

2021 yılının ülkemizde neredeyse tüm sektörler için oldukça zor geçen ve olumsuz sonuçlarla karşılaştığımız bir yıl olduğunu belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım sektörü de bu zorluk ve olumsuzluklardan etkilendi. Gerek 2020 yılında başlayan pandeminin devam etmesi, gerekse yurdun üçte ikisini önemli derecede etkileyen kuraklık, hem tarım ürünleri arzında daralmaya ve fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtı. Hem de istihdamda ve sosyoekonomik yaşantıda bir dizi sıkıntıyı beraberinde getirdi. Diğer taraftan, 2021 yılında döviz kurundaki anormal artışlar, tarımsal girdi fiyatlarındaki küresel ve ülkesel dalgalanmalar sonucu sorunlarımız daha da arttı.  2021 yılında yaşadıklarımız tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu ve asla ihmal edilemeyecek bir sektör olduğunu bize somut delilleriyle gösterdi. Gıda ürünlerinde görülen yüksek fiyatlar ve bazı ürünlere erişimdeki sorunlar, yediden yetmişe toplumun her kesimine tarımın milli güvenliğimizin en önemli bileşenlerinden biri olduğunu açıkça gösterdi.  Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, ‘2021 yılı değerlendirmesini’ yaparken tarım sektörümüzde yaşanan gelişmelerin yanı sıra ürün bazında gerileme ve sorunları da kamuoyumuzla paylaşacağız.”

 

 

Tarımsal girdi kullanımı: Gübre, Mazot, Tohum, Elektrik

Bayraktar, tarımsal girdinin önemli kalemleri olan gübre, mazot, tohum ve elektrik konusunda ise şöyle konuştu: 2021 yılının Eylül ayından itibaren gübre fiyatlarındaki aşırı yükseliş beraberinde gübre kullanımında azalmayı getirdi. Artan gübre fiyatları dikkate alındığında, 2021 yılında hububatta dekara 20 lira, diğer ürünlerde dekara 8 lira olan destek çok yetersiz kaldı. Gübre desteğinin bazı ürünlerde gübre maliyetini karşılama oranı yüzde 1’lere kadar düştü. Gübre desteği de anlamını yitirdi. Gübre fiyatlarının yarısının devlet tarafından destek olarak verilmesi sağlanmalıdır. Önemli bir tarımsal girdi olan gübrede, Aralık ayı itibariyle son 1 yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 437, üre gübresi yüzde 403, amonyum nitrat gübresi yüzde 371, DAP gübresi yüzde 294 ve 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 261 oranında arttı. Gübre kullanımının sürdürülebilir olması için gübre fiyatlarının makul seviyelerde tutulması gerekiyor. 2022 yılında yetersiz gübre kullanımının ülkemize faturası ağır olur. Dövizdeki artış nedeniyle bazı tarım ilaçları fiyatlarında da yüzde 70’e varan oranlarda artışlar yaşandı. Geçen yıla göre süt yemi yüzde 97,1, besi yemi yüzde 96,5 oranında arttı. Aralık ayının 20’sinden sonra döviz kurunda görülen düşüşlere bağlı olarak pek çok gıda ürününde ve tarımsal girdi fiyatlarında beklenilen düşüş yaşanmadı. Bu durumda gübre fiyatlarında da kayda değer oranlarda indirim olmadı. Kimyasal gübreleri ucuza ithal ettikleri halde fiyatlarını daha pahalıya ithal eden firmalarla bir tutan ve bunun yanında haksız bir şekilde kâr marjlarını artıran ithalatçılar ve dağıtıcılar bulunuyor. Gübre piyasasının istikrarsızlığından yaralanarak haksız kazanç elde eden bu firmaların ve dağıtıcıların, Ticaret Bakanlığınca denetlenerek piyasa fiyatlarının düzenlenmesi açısından gübre fiyatlarını maliyet ve onun üzerine adil bir kâr düzeyine getirmeleri sağlanmalıdır. Bu bağlamda gübre üreten ve ithal eden tüm sektörün dünya gübre fiyatlarının yüksekliği karşısında üreticilerin gübreye taleplerini haksız kazanca dönüştürme çabasına girmemeleri gerekiyor. Üreticinin sırtından haksız gelir elde etmeye çalışmak, tarımsal üretime vurulacak en büyük darbelerden birisidir. Diğer önemli bir girdi ise mazottur. Mazot fiyatları, 2021 yılında yüzde 73,8 artarak 6 lira 68 kuruştan 11 lira 56 kuruşa yükseldi. Ancak, 31 Aralık 2021’den 8 Ocak 2022’ye kadar geçen sadece bir haftalık zaman diliminde mazotun litre fiyatına yüzde 19,64 zam yapıldı. Tarımın bu en önemli girdisi 2022 yılının daha en başında 11 lira 56 kuruştan 13 lira 83 kuruşa çıktı ve 1 litre mazot 1 doları geçti. Gıda arzına olan ihtiyacın geçmiş yıllara göre daha da arttığı günümüzde, tarımsal üretimin başlangıcı olan tohumun önemi her geçen gün artıyor. Gıda zincirinin ilk halkası olan tohum, biyolojik ve kültürel çeşitliliğin ise temelini oluşturuyor. Dünyada ve ülkemizde ekim alanları giderek daraldığından, üretimi arttırmanın tek yolu verimliliği artırmaktır. Bu nedenledir ki tohum üretiminin artırılması ve tohum ihtiyacımızın yurt içinden karşılanması önem taşıyor. Sertifikalı tohum üretimi 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,6 artarak 1 milyon 242 bin 65 tona ulaştı. Sertifikalı tohum üretim miktarının içerisinde en fazla pay alan tohum türü, 500 bin 574 ton ile buğdaydır. Ekilişlerin bu yıl Kasım ayına sarkması ve kuraklık nedeniyle hububat piyasasında görülen aşırı daralma tohumluk fiyatlarını da etkiledi. Kasım ayında piyasada 2020’ye göre buğday tohumluğu için yüzde 75’i, arpa tohumluğu için ise yüzde 100’ü aşan fiyat farklılıkları oldu. Sertifikalı tohum fiyatlarında yüzde 100’lere varan artışlar yüzünden çiftçimizin sertifikalı tohumluk kullanımında ciddi azalma yaşandı. Bu durum rekoltede ve kalitede kayıplara neden olacak. Bu nedenle sertifikalı tohum kullanımına verilen destekler artırılmalı, üretici teşvik edilmelidir. Sertifikalı tohum fiyatları da olabildiğince düşük tutulmalıdır. Ayrıca son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle yaşanan kuraklık, tohumun ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Özellikle kuraklık riski olan bölgelerde kuraklığa dayanıklı tohum çeşitlerinin daha da geliştirilip çiftçiye ulaştırılması sağlanmalıdır. Çiftçimizi kaliteli tohum kullanmaya teşvik etmek gerekirken, yapılan zamlarla çiftçimiz bırakın kaliteli tohum kullanmayı, tohum bile kullanamaz hale geldi. Bu durum üretime büyük darbe vuracaktır. Tarımsal sulamada üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunların başında elektrik fiyatları geliyor. Özellikle fon, pay ve vergi dahil, 2020 yılı Aralık ayı itibarıyla 85,2 kuruştan elektrik alan üreticilerimiz 2021 yılı Aralık ayında yüzde 22,2’lik artışla 104,1 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kaldı. Üreticilerimiz mesken abone grubuna göre yüzde 16,34 daha pahalı elektrik kullandı. Diğer taraftan, 2021’de zaten çok pahalı olan elektrik fiyatları nedeniyle büyük maliyet artışlarını göğüslemek zorunda kalan üreticilerimiz indirim beklerken, 31 Aralık 2021 gece yarısı elektriğe gelen ve 01 Ocak 2022 tarihinden itibaren geçerli olan astronomik zamlar sonucunda yıkıldı. 2022 zammıyla tarımsal sulamada kullanılan elektrikte, tek zamanlı alçak gerilim fiyatında 2021’e göre yüzde 94,8 oranında fiyat artışı oldu. 2021 Aralık ayında, ‘KDV ve diğer kalemler’ hariç tek zamanlı alçak gerilim birim fiyatı kilovat saatte 86 kuruş iken, gelen zamla birlikte kilovat saatte 167 buçuk kuruşa yükseldi. Artan elektrik fiyatları üretimin sürdürülebilirliği için büyük bir tehdit unsuru haline geldi. Üreticilerimiz bu elektrik fiyatlarıyla üretim yapamaz hale geldi. Üreticilerimizin verimli bir şekilde üretime devam edebilmeleri için elektrik fiyatları makul düzeye çekilmelidir. Tarım sektörünün stratejik önemi göz önüne alınarak, tarıma pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Elektrikte uygulanmakta olan yüzde 18 KDV oranı artan maliyetler karşısında ezilen çiftçilerimiz için yüzde 1’e indirilmelidir. Elektrik mutlaka desteklenmeli, tarifede ciddi bir indirim yapılmalıdır. Aylık fatura düzenlenmesi de üreticilerimizi sıkıntıya sokmaktadır. Gerekli düzenlemeler yapılarak ürünlerin hasat dönemi dikkate alınıp, yılda bir ya da iki kez olacak şekilde tahsilat yapılması sağlanmalıdır. Çiftçilerimiz gübre, mazot, sertifikalı tohum, elektrik ve ilaç kullanmaktan korkuyorsa ve kaçıyorsa üretmekte ciddi bir sorun var demektir. Çiftçimizi toprağa ısındırmalıyız, korkularını bertaraf etmeliyiz. Üretmek için değil, sadece rant için toprak alanların sayısı hızla artıyor. Bu durumu seyredemeyiz, görmezden gelemeyiz. Acil olarak çiftçilerimizin tarlasını satmasını önleyecek, üretimde kalmasını sağlayacak tedbirleri almalıyız. Taşıma suyla değirmen dönmez. İthalatla ülkeyi doyurma imkânı yoktur. Çok üzülürüz. Son pişmanlık fayda etmez.”

 

 

 “Tarım Sigortaları Daha İyi Olma Yolunda”

“Tarım Sigortaları Kanunu’nun çıkması ve uygulamanın başlatılması için Türkiye Ziraat Odaları Birliği sonuna kadar destek vermiştir” diyen Bayraktar, açıklamasına şöyle devam etti: “Türkiye Ziraat Odaları Birliği, TARSİM’e kurulduğu 2006 yılından bu yana desteğini sürdürmektedir.  1 Ocak-21 Aralık 2021 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam prim yüzde 46 oranında artarak 4,4 milyar liraya ulaşmıştır. Bu yıl artan afetler nedeniyle sigorta yaptıran üreticilerin aldığı tazminat geçen yıla göre yüzde 88 oranında artarak 2,38 milyara ulaşmıştır. Sigortalanan alan yüzde 6 oranında artarak 26,9 milyon dekara, toplam sigortalanan hayvan sayısı yüzde 33 oranında artarak 13 milyona ulaşmıştır. Tarım sigortaları kapsamının genişletilmesi bakımından Odalarımız ve çiftçilerimizin talepleri Birliğimizce, Tarım Sigortaları Havuzu Yönetim Kuruluna iletilmektedir. 2021 yılında da önerilerimiz doğrultusunda bazı ürünler ve riskler kapsama alınmış, üreticilerimiz memnun olmuştur. 2021 de eklenen önemli konulardan biri kuraklık verim sigortasının köy bazlı olarak başlatılmış olmasıdır. Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi’nde, bu yıl başlayan Köy Bazlı Kuraklık Verim Sigortası kapsamında, 44 ilin 267 ilçesinin 3.532 köyünde 14 bin 213 sigortalı üretici tazminat almıştır. 2021 yılında sigortalı üreticilerden toplanan 24 milyon TL prim karşılığında 214 milyon TL hasar ödemesi gerçekleştirilmiştir.

2021 yılında kuraklık verim sigortasında eksperlerin hasar tespit sonuçları ile Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri arasındaki hasar tespit sonuçlarının birbirinden farklı olması ve şiddetli kuraklık yaşanan bazı köylerde çiftçilerin kuraklık verim sigortası yaptırdığı halde tazminat alamaması sorun olmuştur. Birliğimizin de girişimleri sonucu, 2021 yılında alınan Karar ile 2022 yılında kuraklık verim sigortası prim desteği yüzde 60’tan, yüzde 70’e çıkarılmış, tazminat ödeme oranı da yüzde 70’den yüzde 80’e çıkarılmıştır. 2022 yılında yaşanabilecek olası kuraklık durumunda çiftçiler daha az prim ödeyerek daha fazla tazminat alabileceklerdir. 2021 yılında alınan Karar ile Gelir Koruma Sigortası, ilk kez 2021-2022 tarımsal üretim döneminde Konya İlinin Cihanbeyli, Kadınhanı ve Karatay ilçelerinde buğday ürününde pilot olarak başlatıldı. Çiftçi gelirlerini artan afetlere ve fiyat risklerine karşı koruyacak olan Gelir Koruma Sigortasında devlet desteği sigorta priminin yüzde 60’ı olarak uygulanıyor. Devlet destekli tarım sigortaları sistemi başlanıldığı günden bu yana gelişme göstermiş göstermeye de devam etmektedir. Ancak halen tarım sigortası çiftçileri artan afetlere karşı korumada tek başına yeterli olamamaktadır. 2021 yılında ÇKS’ye kayıtlı tarım alanı 147,2 milyon dekar iken sigorta yaptırılan alan 26,9 milyon dekardır. Bu nedenle çiftçi gelirlerini artan doğal afetlere karşı daha fazla koruyabilmek için tarım sigortası kapsamında halen yer almayan risklerin yaşanması durumunda veya çeşitli nedenlerle sigorta yaptıramayan çiftçilerin zararlarını karşılayacak şekilde afet desteği her yıl yapılmalıdır.”

 

Çiftçilerimizin tarım BAĞ-KUR Primleri

Bayraktar, “Çiftçilerimizin tarım BAĞ-KUR primleri yüzde 44,87 oranında artarak bin 151 lira 96 kuruştan bin 668 lira 83 kuruşa çıktı” dedi ve BAĞ-KUR primleri konusunda yaşanan gelişmeleri aktardı: “Bu artışa brüt asgari ücretin yüzde 39,87 oranında artarak 5 bin 4 liraya çıkması ve aylık prim gün sayısının 28 günden 29 güne yükselmesi neden oldu. Borcu bulunmayan çiftçilere verilen 5 puanlık hazine desteği göz önünde bulundurulsa bile çiftçimizin ödeyeceği tarım BAĞ-KUR primi aylık 985 lira 1 kuruştan bin 426 lira 97 kuruşa yükseldi. Çiftçilerimizin, 2022 yılında artan tarım BAĞ-KUR primini ödemesi bir hayli zorlaştı. BAĞ-KUR’u ödeyemeyecek güçte olduğunu muafiyet belgesi ile ispatlayan çiftçilerimiz prim ödemekten vazgeçti. Birçok çiftçimiz 2022 yılında yükselen bu primi ödeyemeyecek, tarımda kayıt dışı çalışma da artacaktır. Devletimiz sosyal güvenlikte çiftçiyi desteklemelidir. Bu nedenle Tarım BAĞ-KUR sigortası prim gün sayısı, 2008 yılında olduğu gibi 15 güne indirilmelidir. Tarım BAĞ-KUR primlerine uygulanan yüzde 5 oranındaki hazine teşvik indiriminin de en az enflasyon oranına yükseltilmesi sağlanmalıdır.Tarım BAĞ-KUR primini ödemekte zorlanan çiftçilerimizde, ürününün para etmeme riski, ekonomik sorunlar, girdi fiyatlarının sürekli artması, kuraklık, ansızın yaşanan afetlerle ürününü kaybetme korkusu, bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine bitmek tükenmek bilmeyen borçları yüzünden sürekli haciz korkusu gibi bazı stres faktörleri psikolojik travmalar yarattı.Çiftçilerimize, yıllardır sadece fiziksel değil psikolojik yıpranma payı da istiyoruz. Zor şartlarda çalışanlara fiili hizmet tazminatı veriliyor. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak, bütün çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için 4 yılda 1 yıl hesabıyla 90 gün yıpranma payı ilave edilmelidir.Tarımda çalışan kadınların yüzde 94 buçuğu sosyal güvenlik sistemine kayıtlı değildir. Pozitif ayrımcılığı hak eden kadın çiftçilerimizin sosyal güvenlik sistemine katılımı desteklenmeli, gençlerimizi ve kadın çiftçilerimizi tarımda tutmak için teşvik edici önlemler alınmalıdır. Kadınların sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğumları nedeniyle, hizmet borçlanması yapabilmeleri de sağlanmalıdır.”

Fındık ürününde bu yıl kuraklık nedeniyle hastalık ve zararlıların artması nedeniyle rekoltede azalma beklenirken TÜİK sonuçlarına göre yüzde 2,9 artışla üretim 665 bin tondan 684 bin tona ulaşmıştır.”

 

Hayvansal Üretim

Hayvansal üretimde yaşanan gelişmeleri ise Bayraktar, şöyle açıkladı:“Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 2011 yılından itibaren artmıştır. Mevcut verilere göre; 2011’de 12 milyon 484 bin baş olan büyükbaş hayvan sayımız, 2020 yılında 18 milyon 155 bin 388 baş, 2021 yılı birinci döneminde ise 18 milyon 318 bin 383 baş olmuştur.2011’de 32 milyon 310 bin baş olan küçükbaş hayvan sayısı ise; 2020 yılında 54 milyon 112 bin 626 baş, 2021 yılı birinci döneminde ise 57 milyon 417 bin 349 baş olmuştur. Kırmızı et üretimi, 2011’de 776 bin 915 ton, 2019 yılında ise 1 milyon 201 bin 470 baş olmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu, 2020 ve 2021 yıllarına ait verileri henüz açıklanmadı. 2021 yılı besiciler için sıkıntılı geçti. Yükselen yem fiyatları üretimi zora soktu. Besiciler önlerini göremediklerini, yem fiyatlarının yüksekliğini, kesim fiyatlarının sürdürülemez seviyelerde olduğunu ifade ederek ahırına hayvan koymayacaklarını açıkladı.

Toplam süt üretimi, 2011’de 15,1 milyon ton, 2018 yılında ise 22,1 milyon ton, 2019 yılında 22,9 milyon ton olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu, 2020 ve 2021 yılı üretim rakamlarını açıklamadığı için, bu yıllara ait değerlendirme yapılamıyor. Türkiye’de üretilen sütün yaklaşık yarıya yakını sanayiye aktarılıyor.Süt sektörü, kırmızı et açısından çok önemlidir. Sütte istikrar sağlanamazsa, kırmızı ette de istikrar sağlanamaz, sürdürülebilir üretim söz konusu olamaz. Bundan dolayı süt/yem paritesi uzmanların söylediği gibi 1,5 seviyesinde olmalıdır. Çiğ süt fiyatı, Temmuz-Aralık 2021 tarihleri arasında brüt 3 lira 20 kuruş olarak belirlendi. Aynı dönemde yem fiyatları ise yüzde 48 oranında arttı. Bunun üzerine, Birliğimizin de içinde olduğu süt üretici örgütleri 24 Kasım 2021 tarihinde, ‘süt fiyatlarının artırılması gerektiği konusunda’ kamuoyuna ortak açıklama yaptı. Netice de Ulusal Süt Konseyi Aralık ayı için süt fiyatını brüt 4 lira 70 kuruş olarak belirledi. Ancak, döviz kurundaki düşüşe rağmen yem fiyatlarında beklenen indirim gerçekleşmediği için mevcut çiğ süt fiyatı, 0,90’ları bulan parite ile olması gereken 1,5 değerinin oldukça altında kaldı. Yaşanan bu gelişmeler süt üreticisini çok zor durumda bıraktı.TÜİK verilerine göre; küçükbaş hayvan sayımız, 2021 yılında 57,4 milyon baştır. Avrupa Birliği ülkelerinde domuz eti dahil yıllık kırmızı et tüketimleri 70-80 kilogram civarında iken, bizim kırmızı et tüketimimiz 15 kilogram dolayındadır. Kırmızı et ihtiyacımızın mutlaka dana eti haricinde başka bir kaynaktan da ikame edilmesi gerekmektedir ki, bunun için en önemli alternatif küçükbaş hayvancılıktır.

Kanatlı sektöründe; 2020 yılı itibariyle 2,1 milyon ton tavuk eti, 19,8 milyar adet de yumurta üretimi gerçekleşmiştir. 2021 yılı Ocak-Ekim döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, tavuk eti üretimi yüzde 3,2 artışla 1 milyon 784 bin 627 tondan, 1 milyon 841 bin 759 tona yükselirken, tavuk yumurtası üretimi yüzde 2,2 azalışla 16 milyar 354 milyon 409 bin adetten, 15 milyar 994 milyon 504 bin adede düşmüştür. Yumurta sektörünün en büyük sorunu plansız üretim ve arz fazlasına bağlı üretici fiyatında yaşanan düşüşlerdir. Tavuk eti üreten birçok kümes yüksek maliyet ve sürdürülemez gelir nedeniyle borçlarını ödeyememiş, işletmesini kapatmış veya borç karşılığı bankaya vermek zorunda kalmıştır. Ayaktaki işletmeler de bu şekilde daha fazla devam edemeyeceklerini söylüyor. Bu durum sektöre yeni işletmelerin girmesini de engelliyor. Damızlık konusunda büyük oranda dışa bağımlılık hala devam ediyor. Bütün sektör paydaşları yabancı damızlığa çözüm için gereken çabayı göstermelidir.”

 

 

Kaynak: Editör: AFİŞ GAZETESİ
Etiketler: TZOB, 2022, beklentilerini, açıkladı,
Yorumlar
Haber Yazılımı